© Aksaray Portal 2021

Hayat pahalılığı dayanılmaz noktaya ulaştı, emeğin değeri korunmalı

Türk-İş Aksaray İl Başkanı ve Türk Metal Sendikası Aksaray 1 Nolu Şube Başkanı Muhterem Taşdemir, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde hayat pahalılığı, düşen alım gücü, iş kazaları ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekti.

Türk-İş Aksaray İl Başkanı ve Türk Metal Sendikası Aksaray 1 Nolu Şube Başkanı Muhterem Taşdemir, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne özel açıklamalarda bulundu. Taşdemir, adil ücret, güvenceli istihdam ve insanca çalışma koşullarının sağlanması için kararlı mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

“Emeğin değersizleştiği, geçim şartlarının ağırlaştığı bir dönemde bulunmaktayız”

1 Mayıs’ın emeğin değerini hatırlatan, dayanışmanın anlam kazandığı bir gün olduğunu belirten Başkan Taşdemir, “Emeğin değersizleştiği, geçim şartlarının ağırlaştığı bir dönemde bulunmaktayız. Bugün burada yalnızca sorunları değil, umudu da büyütmek için bir aradayız. Farklı işyerlerinden gelmekteyiz ancak hepimizi birleştiren ortak bir gerçek bulunmaktadır: Bu ülkenin değerini de geleceğini de emeğimizle biz kurmaktayız” dedi.

“Hayat pahalılığı dayanılmaz bir noktaya ulaşmış bulunmaktadır”

Geçinmenin her geçen gün zorlaştığını, her sabah yeni zamlara uyandıklarını ve emeğin karşılığının her geçen gün eridiğini ifade eden Başkan Taşdemir, “Hayat pahalılığı dayanılmaz bir noktaya ulaşmış bulunmaktadır. Ücretler aynı hızda artmamakta, alım gücü sürekli düşmektedir. Eskiden işsiz olan yoksul sayılmakta iken, bugün çalışanlar da yoksullukla mücadele etmektedir. Bu tablo görmezden gelinemez. Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün büyümektedir Zengin daha zengin olurken, emeğiyle geçinenler giderek daha fazla yoksullaşmaktadır. Asgari ücretle çalışan milyonlar, daha yıl dolmadan gelirlerinin eridiğini görmektedir” açıklamasını yaptı.

“Vergi yükü giderek çalışanların omuzlarına yüklenmektedir”

“Yapılan artışlar kısa sürede etkisini kaybetmektedir. Altı ayda eriyen bir ücretle bir yıl geçinilmesi beklenmektedir. Bu durum ne adildir ne de sürdürülebilirdir” diyen Taşdemir, “Vergi yükü giderek çalışanların omuzlarına yüklenmektedir. Ücretliler yılın başında üst vergi dilimlerine girerek daha fazla kesintiyle karşılaşmaktadır. Emeğimizle kazanılan gelir, elimize geçmeden azalmaktadır. Yüksek gelir elde edenler istisnalardan yararlanırken, ücretliler sürekli ve düzenli vergilendirilmektedir. Bu tablo kabul edilemez. Örgütlenmek isteyen işçiler baskı, yıldırma ve işten çıkarma tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Sendikal faaliyetler bazı işyerlerinde engellenmekte, hak aramak zorlaştırılmaktadır. Oysa örgütlenme hakkı temel bir haktır. Çalışanların özgürce örgütlenebildiği, korkmadan hak arayabildiği bir çalışma hayatı güvence altına alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Bu mağduriyet artık sona erdirilmelidir”

Çalışma hayatında mobbing, taciz ve şiddet gibi birçok olumsuz gerçekliğin de var olduğunu belirten Taşdemir, “Korkunun değil güvenin, baskının değil saygının hâkim olduğu işyerleri oluşturulmalıdır. Şiddet ve tacize karşı sıfır tolerans ilkesi benimsenmeli, çalışanların onuru korunmalıdır. Taşeron işçilerin sorunları hâlâ çözülebilmiş değildir. Kadro dışında kalanlar, aynı işi yapmalarına rağmen farklı haklara tabi tutulmakta ve ciddi bir adaletsizlik yaşamaktadır. Kamuda çalışan tüm işçilerin eşit haklara ve güvenceli çalışma koşullarına kavuşması sağlanmalıdır. Bu mağduriyet artık sona erdirilmelidir” dedi.

“Staj ve çıraklık dönemlerinin sigortalılık başlangıcı sayılması talepleri karşılık bulmalı”

Staj ve çıraklık sürecinde çalışan milyonlarca kişinin yıllarca emek vermesine rağmen sosyal güvenlik sisteminde hak ettiğini alamadığını da vurgulayan Taşdemir, “Fiilen çalıştıkları bu dönemlerin emeklilik hesabında dikkate alınmaması ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır. Genç yaşta çalışma hayatına katılan bu insanların emeği yok sayılmamalıdır. Staj ve çıraklık dönemlerinin sigortalılık başlangıcı sayılması yönündeki talepler karşılık bulmalıdır” açıklamasını yaptı.

Engelli bireylerin çalışma hayatına katılımı konusunda ise Taşdemir, yasal zorunluluğa rağmen birçok işyerinde engelli istihdamının sağlanmadığını, bu bireyler için fırsat eşitliği gerektiğini belirtti.

“Gençlerin emeğinin karşılıksız kalmasına izin verilmemelidir”

Gençlerin mevcut tabloda her geçen gün daha fazla işsiz kaldığını, güvencesiz ve geçici işlerde çalışmak zorunda olduğunu, her sene binlerce genç mezun olmasına rağmen iş bulamadığını ve düşük ücretlere mahkûm kaldığını belirten Taşdemir, “Gençlerin emeğinin karşılıksız kalmasına izin verilmemelidir. Nitelikli istihdam alanları oluşturulmalı, eğitim ile çalışma hayatı arasındaki bağ güçlendirilmelidir. Çocukların yeri okuldur. Ancak yoksulluk birçok çocuğu çalışma hayatına itmektedir. Çocuklar, hayallerini kaybederek ağır sorumluluklar üstlenmektedir. Çocuk işçiliğiyle mücadele güçlendirilmelidir” dedi.

Okullarda yaşanan saldırılara da değinen başkan, okullardaki güvenlik sorunlarının giderilmesi gerektiğini, çocukların yaşam hakkının her koşulda korunmasının şart olduğunu vurguladı.

“Her gün ortalama 6 emekçi hayatını kaybetmektedir”

Ekonomik risklerin yanı sıra çalışma hayatında iş kazalarının da sıkça yaşandığına parmak basan Başkan Taşdemir, “Her gün ortalama 6 emekçi hayatını kaybetmektedir. Bu yalnızca bir sayı değil; yarım kalan hayatlar ve dağılan ailelerdir. Meslek hastalıkları çoğu zaman görünmez kalmaktadır. Tanı ve kayıt süreçlerindeki eksiklikler, sorunun gerçek boyutunun ortaya konulmasını engellemektedir” dedi.

Yıllarca çalışan vatandaşların, emeklilik dönemlerinde onurlu şekilde yaşama haklarının olduğunu belirten Taşdemir, küreseldeki savaşlara da değindi ve savaşın olduğu her yerde üretimin durduğunu, işsizliğin baş gösterdiğini, emeğin değersiz hale geldiğini ve milyonlarca insanın göç ederek dünyadaki tüm emeği derinden etkilediğini belirtti.

"Emerin değeri korunmalıdır"

Barışın olmadığı bir yerde insanca yaşamın kurulamayacağını ifade eden Taşdemir, “Bu nedenle emeği savunmak, aynı zamanda barışı savunmak anlamına gelmektedir. Bugün buradan açıkça ifade etmekteyiz: Emeğin değeri korunmalıdır. Çalışanların yaşam koşulları iyileştirilmelidir. Adil, güvenceli ve insan onuruna yakışır bir çalışma hayatı sağlanmalıdır. Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın emek, dayanışma ve örgütlü mücadelemiz!” dedi.

Haber Bülteni

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER