Zekiye Derin dosyasında şaşırtan karar! Aile itiraz etti
GÜNDEMEskil ilçesine bağlı Kökez köyünde yaşamını yitiren 31 yaşındaki 3 çocuk annesi Zekiye Derin’in ölümüyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verildi.
Aksaray’ın Eskil ilçesine bağlı Kökez köyünde 18 Nisan tarihinde evinin deposunda asılı halde bulunan 31 yaşındaki 3 çocuk annesi Zekiye Derin’in ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada karar çıktı ve takipsizlik kararı verildi.
Takipsizlik kararına aileden tepki
Kararın ardından Zekiye Derin’in ailesi, dosyada halen cevaplanmayı bekleyen sorular bulunduğunu savunarak karara tepki gösterdi. Acılı aile, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmadığını öne sürerek kararın kaldırılması talebiyle bir üst mahkemeye başvuruda bulundu.
Zekiye Derin’in ailesi mezar taşına tepki gösterildi
Aile üyeleri, Zekiye Derin’in ölümünden eşi M.D.’yi sorumlu tutarken, maktul Derin’in mezar taşını M.D.’nin yaptırmasına da tepki gösterdi. Mezar taşında yer alan, “Acını yaşatmadılar” sözlerine tepki gösteren aile, mezar taşında yer alan ifadenin üzerini boyadı.
Aile olayın kapsamlı şekilde araştırılmasını istiyor
Zekiye Derin’in ağabeyi Habib İlgin, bir dosyada bu kadar kolay takipsizlik kararı verilmesine anlam veremediklerini ifade ederek, “Hiç kimse hakkında gerçek anlamda bir soruşturma yürütülmeden, hiçbir şüpheli üzerinde detaylı durulmadan nasıl ‘suç unsuru yok’ denilebiliyor? Allah korusun, bugün ben ölsem ya da eşim hayatını kaybetse, yapılacak ilk şey kapsamlı bir soruşturma başlatmak olur. Bir ölüm olayında ilk bakılan kişilerden biri eş olur. Bu, kimseyi suçlamak için değil, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için yapılan doğal bir işlemdir. Ancak bizim dosyamızda kardeşimin eşi şüpheli sıfatıyla dahi değerlendirilmemiş, doğrudan müşteki olarak yer almıştır” dedi.
“Neden savcı bu kadar kritik ifadeleri bizzat almıyor?”
Telefon kayıtlarının incelenmemesinin, HTS kayıtlarının dosyada yer almamasının nedenini soran ağabey İlgin, “Neden parmak izi incelemesi yapılmadı? Neden kardeşimin çevresindeki kişilerden kapsamlı ifadeler alınmadı? Neden çocuklar pedagog eşliğinde dinlenmedi? Rehber öğretmen bir pedagog değildir. Böylesine hassas bir olayda çocukların uzman eşliğinde dinlenmesi gerekmez miydi? Ben müşteki olarak ifade verirken jandarma aracında ifade veriyorum ama olayın merkezindeki kişiler neden yine jandarma aracının içinde dinleniyor? Neden savcı bu kadar kritik ifadeleri bizzat almıyor? Olayı bulan kişilerin ifadeleri neden ayrıntılı şekilde sorgulanmıyor?” açıklamasında bulundu.
“İfadelerde çelişkiler var”
İfadelerde çelişkilerin bulunduğunu öne süren İlgin, “Örneğin bir ifadede, 'O gün annemle babam kavga etti’ denilerek abimin eşinin arandığı anlatılıyor. Başka bir ifadede ise ‘Annemle babam hiç kavga etmedi, ben kimseyi aramadım’ deniliyor. Eğer gerçekten kimse aranmamış olsaydı, Zeki’nin kayıp olduğunu ya da başına bir şey geldiğini nereden bilecektik? Bizim haberimiz bile yoktu” dedi.
“Biz yanarken o gece o eve girip nasıl uyuyabildi?”
Kardeşinin mezar taşında “Acını yaşatmadılar” ifadesinin yer almasının tahrik edici ve yaralayıcı olduğunu belirten İlgin, “İki ay içerisinde mezar taşı yaptırılması bile başlı başına düşündürücüdür. Kaldı ki yapılmış olsa bile biz onun isminin orada geçmesini istemiyoruz. Çünkü kardeşime en büyük acıyı yaşattığını düşündüğümüz kişinin adını her gördüğümüzde yeniden yaralanıyoruz. Biz zaten yanarken, çırpınırken, kardeşimizin ardından perişan olurken; o gece o eve girip nasıl uyuyabildi? On yıllık eşinin ölümünün ardından bu kadar soğukkanlı olabilmesi nasıl açıklanabilir? Bir insan sevdiğini kaybettiğinde parçalanır. Biz parçalanırken onun tavırları bize hep soru işareti olarak kaldı.
“O gün o evde ne yaşandı? Neden bunu kimse sormadı?”
M.D.’nin suçlu olup olmadığına dair hükmü mahkemenin verebileceğini ancak kendi vicdanlarında kardeşinin ölümünden M.D.’nin sorumlu olduğunu belirten İlgin, “Kardeşim kendi hayatına son verdiyse bile, onu o noktaya getiren süreçte yanında olan, yaşadıklarını bilen, evini paylaşan kişi yine oydu. Benim asıl sorduğum soru şudur: O gün o evde ne yaşandı? Neden bunu kimse sormadı? Bir insanı kendisini asacak noktaya getiren neydi? Üç çocuğunu bir an olsun bırakmaya kıyamayan kardeşim, nasıl oldu da onları geride bırakıp gitti? Eğer intihar ettiyse bile, neden geride bir mektup, bir not, bir mesaj bırakmadığı araştırılmadı?” dedi.
“Eğer gerçekten sorun yoksa, kardeşim neden yaşamına son verdi?”
Kız kardeşinin telefonunun içeriğinin silindiğini, telefonun M.D. tarafından teslim edildiğini ve içeriğin tamamen temizlendiğini öne süren ağabey, “Bu nasıl görmezden gelinebilir? Bunun şüphe uyandırdığını anlamak için savcı, hakim ya da uzman olmaya gerek yok. Evde olmayan bir kişinin telefonunu, içerikleri silinmiş halde eşinin teslim etmesi başlı başına araştırılması gereken bir durum değil midir? On yıllık bir evlilikten söz ediyoruz. Hiç mi tartışma yaşanmadı? Hiç mi anlaşmazlık olmadı? Eğer gerçekten hiçbir sorun yoksa, o halde kardeşim neden yaşamına son verdi? Bu soru neden sorulmadı? Bir savcının, ‘Madem hiç tartışmadınız, hiç problem yaşamadınız; o halde eşiniz neden kendisini astı?’ diye sorması gerekmez miydi? Vücudunda bulunan darp izlerinin nasıl oluştuğunu araştırması gerekmez miydi? Ben hukukçu değilim. Savcı değilim, hakim değilim. Ancak sıradan bir insan olarak bile bu soruların sorulması gerektiğini biliyorum. Bizim tek istediğimiz, kardeşimin ölümünün bütün yönleriyle araştırılması, hiçbir ihtimalin peşinen dışlanmaması ve gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır” dedi.
Aile, dosyada bulunan tüm detayların yeniden incelenmesini ve olayın aydınlatılmasını istiyor. Sürecin önümüzdeki günlerde mahkemenin vereceği değerlendirme doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.
Özel Haber: Eylül Vurgun
İlginizi Çekebilir