© Aksaray Portal 2021

İstismar davasında DNA raporu dosyada ama sanık sokakta

Aksaray’da 16 yaşındaki bir kız çocuğunun babasının arkadaşı tarafından cinsel istismara uğradığı gerekçesiyle açılan davada, DNA raporuna rağmen şüphelinin tutuksuz yargılanması tepki çekti.

Aksaray'da 16 yaşındaki T.A.Y.’nin, babasının arkadaşı Murat D. tarafından cinsel istismara uğradığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada, kriminal incelemede elde edilen DNA örneklerinin şüpheli ile eşleştiği ortaya çıktı. Buna karşın şüpheli Murat D.'nin tutuksuz yargılanıyor olması kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

DNA raporu uyumlu çıktı

Geçtiğimiz yıl ağustos ayında meydana gelen olayın ardından mağdurun kıyafetleri kriminal incelemeye alındı. Yapılan analizler sonucunda örneklerin şüpheli Murat D.'nin DNA profiliyle uyumlu olduğu belirlendi.

36 yıla kadar hapsi istendi

Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli hakkında 36 yıla kadar hapis cezası talep etti. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesinin ardından dava süreci başladı.

Mağdurun avukatı: "Tutuklama talepleri reddedildi"

Mağdurun avukatı Merve Babaoğlan Ateş, soruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, müvekkilinin babasının yakın bir arkadaşı tarafından istismara uğradığını iddia ettiğini ve yaşadığı travma nedeniyle olayı uzun süre ailesine anlatamadığını belirterek, “Müvekkilimiz, söz konusu eylemin ağustos ayında gerçekleştiğini ancak yaşadığı ağır travma nedeniyle durumu uzun süre ailesine anlatamadığını beyan etti. Ailesi, çocuğun yaşadığı psikolojik değişimleri fark ederek olaydan haberdar olmuş ve vakit kaybetmeden adli makamlara başvurarak şikâyetçi olmuştur. Soruşturma kapsamında şüpheli ve tanıkların ifadeleri alınmış, ancak şüpheli hakkında tutuksuz yargılama kararı verilmiştir. Dosyaya vekil olarak dahil olduktan sonra bu karara itiraz etmiş olmamıza rağmen, yaptığımız tüm itirazlar reddedilmiştir. Ayrıca soruşturma aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bazı taleplerimiz de karşılık bulmamıştır” dedi.

“Söz konusu raporu dayanak göstererek defalarca tutuklama talebinde bulunduk”

Ateş, mayıs ayında dosyaya giren adli raporun müvekkilinin beyanlarını destekleyen önemli bulgular içerdiğini dile getirerek, “Raporda biyolojik uyumluluk tespit edilmiş, elde edilen bilimsel verilerin mağdur çocuğun beyanlarıyla örtüştüğü belirlenmiştir. Bu gelişmenin ardından söz konusu raporu da dayanak göstererek defalarca tutuklama talebinde bulunduk. Ancak tüm başvurularımıza rağmen şüpheli hakkında tutuksuz yargılama uygulaması sürdürülmüştür” açıklamasında bulundu.

Sanığın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan yargılanması talep edilen iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından da tutuklama talebini yinelediklerini ancak mahkemenin bu talebi reddederek şüpheli hakkında yalnızca yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uyguladığını söyleyen Ateş, şu değerlendirmede bulundu:

“Elbette tutuklama tedbirinin bir ceza değil, bir koruma tedbiri olduğunu ve her dosyada uygulanmaması gerektiğini bizler de kabul ediyoruz. Ancak mağdurun çocuk olması, dosyada bulunan bilimsel ve objektif delillerin mağdurun anlatımlarını desteklemesi, özellikle adli raporda tespit edilen biyolojik uyumluluk ve suçun niteliği birlikte değerlendirildiğinde, tutuklama tedbirinin bu dosyada hem hukuki hem de vicdani bir gereklilik olduğu kanaatindeyiz.

Müvekkilimizin haklarının korunması, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi adına hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Yargılama sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz.”

Şüphelinin ifadesi: "Doğumundan itibaren tanırım ve yeğenim olarak görürüm"

Şüpheli Murat D. ise savcılığa verdiği ifadede mağdur T.A.Y.’nin arkadaşı O.Y.’nin kızı olduğunu, O.Y. ile aile arkadaşlığı bulunduğunu, kızı yıllardır tanıdığını ve kendisini yeğeni gibi gördüğünü öne sürerek, “T.A.Y. ile kendilerine misafirliğe gittiğimde ailece görüştüğümüz olmuştur ve bu süreçlerde numarasını almıştım. Yani yaklaşık üç dört sene önce numarasını almıştım ve numarasını alırken annesi ve babası da oradaydı. T.A.Y.’yi bana vermiş olduğu numaradan geçmiş zamanlarda arardım ve bir ihtiyacı olup olmadığını sorardım. Bazen işlerim olduğunda ve Aksaray'dan geçerken T.A.Y.’ye mesaj atarak veya arayarak ‘oradan geçeceğim yanınıza uğrayayım' şeklinde telefon etmişliğim veya mesaj yazmışlığım vardır ancak tam tarihlerini hatırlamıyorum. T.A.Y.’nin yanına uğramışsam mutlaka annesi veya babası da yanında olurdu ve evlerinde ailecek görüşürdük” dedi.

“Bana sorunlarının olduğunu ancak anlatamayacağını söyledi”

Murat D., olay günü mağdur T.A.Y.’nin kendisini bir kafeye davet ettiğini ileri sürerek, “Ben de buraya gittiğimde T.A.Y. ile oturdum ve karşılıklı kahve içtik. Bu sırada benimle birlikte arkadaşım M.P. de gelmişti. Ancak oturduğumuzda yanımızda değildi. T.A.Y. bana sorunlarının olduğunu ancak anlatamayacağını, anlatırsa ailesinin kendisini kötü bileceğini ve ailesinin dağılacağını söyledi. Konuşmamız bittikten sonra beraber gelmiş olduğum arkadaşım ile ayarladığım Apart Otele gitmek için kalktım. Arkadaşım da zaten o sırada beni almaya gelmişti. Tam ben kafeden kalkacağım sırada T.A.Y. benimle gelmek istediğini, daha çok vaktinin olduğunu, sorunlarını anlatabileceğini söyledi. Sonra beni almaya gelen arkadaşımın aracına bindik ve otele geçtik. Otel girişinde hep beraber kimliklerimizi verip odaya giriş yaptık. Tam hatırlamadığım odanın birine geçtik ve bir süre sonra arkadaşım işleri gereği odadan ayrıldı” ifadelerine yer verdi.

“Cinsel saldırıda bulunmadım, asılsızdır”

Otel odasında T.A.Y.’nin sorunlarını anlattığını ifadesinde yer veren Murat D., “Ablasının arkadaşı veya sevgilisinin kendisine tecavüz ettiğini, bunu kimselere anlatamadığını, uzun süredir de kendisine taciz ettiğini söyleyerek ve ağlamaya başladı. Odada bulunduğumuz sırada hiçbirimiz alkollü değildik. Sonra arkadaşım geldi ve birlikte otelden ayrıldık. T.A.Y.’i evine bıraktıktan sonra gün içinde kendi işlerimi hallettim. Ben otel odasına girdikten sonra camları kapatmadım, T.A.Y.'nin üzeri ve kendi üzerimi çıkarmadım, onu zorla odaya götürüp cinsel saldırıda bulunmadım. Boğazını sıkmadım. 'Ailene zarar veririm' şeklinde bir şey söylemedim. Herhangi bir ereksiyon veya boşalma durumum olmadı. Bu iddiaların tamamı asılsızdır” dedi.

Haber: Kemal Onur Atalay  

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER