Oğuzhan Osmanoğlu

Oğuzhan Osmanoğlu

Mail: aksarayportal@hotmail.com

Gitmeden Ölmek

              ‘’Şimdi ölüm ve ölmek de nerden çıktı. Daha yaşayacak çok zaman var, yaşımız daha genç, ooo henüz yirmilerdeyiz otuzlardayız sıramız var’’…Hadi yaa, nerden biliyoruz sıramız olduğunu. Sırayla mı geliyor bu adı ölüm, hakikatte mekân değişikliği olan seyahat. İyi de yine de ölüm işte, adı bile  kasâvetli .  Kimine   göre kâsavet kimine  göre müjde…            Yıllar evvel, rahmetli büyüğümün ve çok sevdiğim bir ablanın peş peşe gerçek âleme göçlerinin ardından yazdığım bir köşe yazısı ilişti bu akşam elime. Yeniden okuyunca, hüznü yaşayıp, ölüm hakikatini hatırladım yine. Bir yüzü hüzün, diğer yüzü vuslat… Sevdiklerinden ayrılma yönüyle hüzün olan ölüm, ölenin yaradıcısına ve diğer sevdiklerine kavuşması yönüyle de vuslat. İnsan neye sevinip neye üzüleceğini bilemiyorum işte. Yine de ölüm hakikatte müjdelerle dolu olsa da; zâhiren   kasâvet içinde kasâvet.           Millet olarak tartışmayı seven, didişen, iletişim kopukluğu nedeniyle düşman kesilen, birbirimizi çabuk kıran bir yapımız var. Hatta  bazen sınırları aşıp,  dinimizin men ettiği  gıybetten de korkmaz, manevî  buhranlara  neden olacak kul hakkını bile yeriz. …Sebebi yada gerekçesi her ne olursa olsun,  birbirimizde negatif şeyler  ararız. Hardal  tanesi kadar  etmeyen  fâni  ,muvakkat , dünyevi konular için düşman kesiliriz. Ama   ölünce  ondan iyisi olmaz, senden iyisi olmaz, benden iyisi olmaz(Allah gecimizden versin).          Etrafımızdan  komşularımız, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, yada  uzaktan yakından  tanıdığımız her hangi biri  o ebedî yolculuğa  göç ettiğinde ise  , ardından   genelde   güzel  sözler  söyleriz. Belki;     ‘’ölülerinizi hayırla yâd  ediniz’’  hadis-şerifi gereği, belkide  fıtratımızdan gelen  müşfik   insanî özellikler gereği  genelde  kem  söz etmeyiz. Teşbihte hata olmasın  da ‘’kör  ölür badem gözlü olur’’ ,’’kel ölür  sırma  saçlı olur’’ misâli ,  yaşarken göremediğimiz, anlayamadığımız, tanıyamadığımız bir çok iyi yönlerini anarız  gidenlerin.  Yaşarken kırdığımız, kırıldığımız konuları unutur, mümkün mertebe   yine Türk ve Müslüman bir millete  lâyık şekilde  hayırla yâd  ederiz. Bu yönlerimizle de   aslın da mensubu olduğumuz millet ve  dinimiz  adına gurur duymalıyız.        İyi  ama neden  öldükten sonra?Hayırla  yâd  edilip   sevilmek için ölmek mi gerek. Gözünün üstünde kaşın var, ben gibi düşünmüyor, sen gibi düşünmüyorum, senin partin benim partim…yada   eskilerden bir tabirle  ‘’harman davası  -tırman davası’’…Veya  siyasî  rant, maddi  menfaat, manevî  üstünlükler, çekememezlikler, kıskançlıklar…Buna  çok örnek verebiliriz .İnsanın insana düşman olması için  o kadar çok kelime, o kadar çok   sudan bahane  var ki….Ama birbirimiz sevmemiz için bir tek neden, bir tek ortak payda  bile  yeter. O da aynı yaratıcıdan olmak. Tek bir neden yetse bile  saymakla  bitmeyecek o kadar çok ortak paydamız var ki. Aynı vatan, aynı bayrak, aynı din, aynı  peygamber, aynı  şehir, aynı mahalle… bitmez…Velhasıl insan olmak.. velhasıl  dünyanın muvakkat ve  fâni  olması bile yeter. Bir mizan olsa ,  birbirimizi sevdiğimiz nedenleri  Sol  yana, sevmediklerimiz  sağ yana koysak  SOL YANIMIZ  ağır basar. Ama  yine de nefsimize  yenik düşer, hırsımıza  mağlup olur,adâvet duygularımızla yoğrulur , ihtirasla  boğuluruz. Sonrada  gıybet, iftira,  nizah, kavga gürültü  ne ararsan…        Sonra bir gün ölüm gelir ansızın…genç  yada  yaşlı; makam  mevki dinlemez…güzellik çirkinlik dinlemez…zengin fakir  dinlemez ,  seçen seçilen…yöneten yönetilen dinlemez, artist   yada  dağdaki çoban  dinlemez   gelir işte  ansızın…Bir  hüzün basar ortalığı, o birbirini kıranlar, küsenler, çekemeyenler, gıybet edenler   hep bir  yürekten   hüzne boğulur. ’’Vay be  aslında  ne  kalendermiş.. Bilemedik kıymetini… Daha dün…’’diye başlar sözler. Akşam   ölmeden evvel  son nerde  nasıl gördüğü  anlatılır.. Anlatırız benzer şeyler… Ya da dünya adına geçici olan,   ehemmiyetsiz konular yüzünden gücenmişlikleri miz  gelir akla. Ne dersiniz  ölümden önce  ölsek  fena olmaz mı? Gitmeden gerçek âleme,  sevdiklerimizin kıymetini bilsek…Hani  sevsek sevilsek, etmesek dedikodu, gıybet  nizah..yada  adı her ne haltsa     çirkinlik dolu   dolu  sözlerden. E  canım   o halde  sevilen olalım  ölmeden  evvel ki… öldükten sonra   katmerli olsun  sevgiler.      Bu vesileyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in eşi Saniye Şahin hanımefendiye de  ALLAH tan Rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Dünya da sevilmiş ve seven nâfile bekler;Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler..Birçok gidenin her biri memnun ki yerindenBir çok seneler geçti; dönen yok seferinden      
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar