Mustafa Ünalan

Mustafa Ünalan

Mail: mustafaunalan@hotmail.com

Hz. Muhammed’e Mucize Verilmiş Midir?

Sözcük olarak ‘aciz bırakan, karşı konulmayan, benzeri yapılamayan, harika’ anlamına gelen mucize; kavram olarak da: ‘İnandırmak ve ikna etmek amacıyla, Allah’ın peygamberleri şahsında yaptırdığı, yarattığı, gösterdiği fiil’ anlamına gelmektedir. Kur’an’da kelime olarak geçmeyen mucizeyi karşılama anlamında ‘ayet, ayat, beyyine, delil ve delail’ kelimeleri kullanılmıştır. Ayet: ‘Belli olan bir alamet, bir şeyi ispat eden delil veya işaret’ demektir.

Mucizenin yaratıcısı/yapıcısı Allah’tır. Yani, mucize, Allah’a ait bir fiildir. Kur’an, elçi gönderilen toplumlardan ve o toplumların azgın, inkârcı ve ileri gelenlerinin elçilere karşı koymalarından ve Allah’ın da karşı koyanları ikna, elçinin de haktan olduğunu ortaya koyma amacına yönelik birçok mucizeden söz etmektedir. Kur’an’da ismi geçen hemen hemen bütün peygamberler çeşitli mucizeler göstermiş, fakat yine Kur’an’ın bildirdiğine göre, gösterilen bu mucizeler bir yarar sağlamamış ve genellikle inkârcılar yok(helak) edilmişlerdir.

Diğer peygamberlere yaptırdığı mucizelerden açık-seçik söz eden Allah, Hz. Muhammed(s)’e de mucize vermediğini aynı açıklıkla ifade etmektedir. Bu konuda, Kur’an’da birçok ayet bulunmaktadır. Bu ayetleri aktarmadan önce bazı hususları belirtmekte yarar var: Hz. Muhammed(s)’in gösterdiği mucizeler olarak Kur’an’dan gösterilen bazı ayetlerin yanında -ki o ayetlere değineceğiz- yüzlerce hadis rivayet edilmektedir. Bu konudaki bütün hadisler uydurmadır. Ayetler de yanlış tevil edilmektedir. Allah, Resulüne mucize vermediğini bildirmiş olmasına rağmen; bunca yalanın uydurulmuş olması psikolojik tatmin ve Peygamberi yükseltme kompleksinden başka bir şey değildir. Diğer peygamberlerin göstermiş olduğu mucizelerden daha büyük ve sayı olarak da daha fazla mucizeyi peygambere mal ederek, onu diğer peygamberlerin önüne geçirme gayreti, insanları mucize uydurma yarışına sokmuştur. Oysaki mucizelerin peygamberlerin şahıslarında gerçekleşmiş olması, onların üstün oluşundan ve kendi güçlerinden kaynaklanan bir şey değildir.

Yani mucize, peygamberlerin değil; Allah’ın eseridir: “And olsun Biz, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah’ın emri geldiği zaman hak yerine getirilir ve işte o zaman (Allah’ın ayetlerini) boşa çıkarmaya uğraşanlar, hüsrana uğrarlar.”(Mü’min -78). Gerçek bu olunca da binlerce mucize de göstermiş olsa; bu peygamberlere bir şey kazandırmaz. Rasulullah (sav)’de isterse hiç mucize göstermemiş olsun; isterse binlerce mucize göstermiş olsun bu onun değerini, büyüklüğünü ve üstünlüğünü ne artırır ne de azaltır. Çünkü: mucize göstermiş olsa bile, Mucizede onun -diğer resullerde olduğu gibi- bir katkısı yoktur. Zira, mucizenin kaynağı asla peygamberler değildir. Mucizeler peygamberlerin kendi yetenekleri ile gerçekleştirdikleri, kendi üstünlükleri ve güçlerinin eserleri olan şeyler değildir.

Mucize: Ancak Allah’ın iradesi ve dilemesi ile insanın, eşyanın ve doğanın yapısında meydana gelen ‘olağanüstü’ değişikliklerdir. Burada, ‘aracı’ olmanın ötesinde peygamberlerin hiçbir rolü yoktur. Önemli olan araç değil, araca hükmeden güçtür. Bu bakımdan mucize, şahsında gerçekleşene bir üstünlük vermez. Çünkü, ‘yaptıran olmazsa, aracının hiçbir şey yapmaya, gerçekleştirmeye gücü yetmeyecektir.’ Peygamberlerin şahsında gerçekleşen mucizeler (ayetler), onların üstünlüklerini belirtmek için değil; yaratıcının gücünü insanın idrakine sunmak içindir. Mucizeler, sanki onları gösteren peygamberlerin eseriymiş; sanki onların şahsi özellikleriymiş gibi algılanarak; mucize sahibi peygamberler, mucizeleri ile yüceltilerek adeta bir destan kahramanı yapılmışlardır. Böyle olunca da peygamberler, getirdikleri mesajla değil; şahıslarında | gerçekleşen mucizelerle anılmakta ve aralarında üstünlük yarışına girişilmektedir. Her ümmet/toplum kendi peygamberini yaptığı mucizelerle öne çıkarmakta; onu diğer peygamberlere üstün göstermeyi de, yaptığı/gösterdiği mucizenin büyüklüğü ile sağlamaya çalışmaktadır. Şu gerçeği göz ardı eden zihniyete hatırlatmak gerekir ki: Müslüman olmak, peygamberlerin arasını açmadan, onları birbirinden ayırmadan hepsine iman etmeyi gerektirir, ilk peygamberden son peygambere kadar bütün elçiler peygamberimiz; gönderilmiş kitaplar da bizim kitabımızdır. Hepsinin Allah’ı birdir. Hepsi aynı mesajı(dini) insanlığa sunmakla görevlendirilmişlerdir. Hz. Muhammed(sav) bizim peygamberimiz olduğu gibi, İsa(as)’da, Musa(as)’da, İbrahim(as)’de, Nuh(as)’da bizim peygamberimizdir. Allah (Bakara-4)’de Müslümanlardan bütün kitaplara ve peygamberlere iman etmelerini istemektedir. Bu gerçeğe rağmen, Müslümanların Hz. Muhammed(s)’i üstün gösterme ve öne çıkarma yarışına katılmaları ve öne geçirmek için peygambere yapmadığı halde yüzlerce mucize(!) yaptırmaları, doğru sayılsa bile; bu mucizelerin, peygambere artı bir üstünlük sağlamayacağı gerçeğini değiştirmez. Çünkü yukarıda da değindiğimiz gibi, mucizenin gerçek sahibi ve gerçekleştireni Allah’tır, “İnkarcılar: “Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.” (Ankebut – 50) ve “De ki: Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir zarar verecek ve yarar sağlayacak durumda değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Onların süreleri dolduğu zaman, bir an bile onu geciktirmezler ve öne de alamazlar.” (Yunus -49) ayetlerinde mucizenin kaynağı açıkça belirtilmektedir. Peygamberlerin kendiliklerinden bir şey gerçekleştirmeleri söz konusu değildir. Onun için yapılan olağanüstü işler onların adına bir üstünlük sayılamaz. Üstünlük ve güç Allah’ındır. Ayrıca biraz olsun aklını kullanan için, başta insan olmak üzere, evrende ne varsa hepsi birer ayettir(mucizedir). Bunca ayetle yetinmeyen ve Kur’an gibi bir mucize elimizde iken, uydurulan yalanları İslam’a yamamak kime ne yarar sağlayacaktır? İnanmayan; mucizeyi gözü ile gördüğü halde ikna olmayan insan, anlatılan -geçmişe ait- şeylerle inanır mı? Elbette ki Rabbimiz isteseydi, diğer nebilere verdiği gibi, Muhammed(sav)’e de mucize verirdi. Ancak vermemiştir; O’nun vermediğini, bizim vermeye gücümüz yetmediğine göre, geriye bir tek seçenek kalmaktadır: O da yalan uydurmak. Uydurulan bu yalanlara yaptığımız itirazlara, verilen cevaplarda alabildiğine çarpık bir imanı yapının sergilenmekte olduğunu görmekteyiz. “Peygamber mucize göstermemiştir” sözüne karşılık: ne yani(!)”Allah’ın her şeye gücü yetiyor da buna mı yetmiyor?”; “Allah istese yapamaz mı?” denmektedir. Sanki onlara: ‘Allah’ın gücü yetmiyor’ diyen varmış gibi… Elbette ki itirazımız, Allah’ın yapıp yapamayacağına değil; itirazımız, Allah’ın böyle bir şeyi Hz. Muhammed(s)’e yaptırdığı inancınadır.

Zira Kur’an’da birçok ayette Allah, Hz. Muhammed(sav)’e mucize vermediğini açıkça bildirmektedir. Allah’a rağmen bizim: “Hayır, yapmıştır, göstermiştir” demeye hakkımız var mı? Kaldı ki, Kitap’ın bildirdiğine göre: Allah, hangi topluma mucize göstermişse, o toplumun gösterilen mucizeye rağmen inanmayanlarını genellikle helak etmiştir. Şayet, Hz. Muhammed’e de mucize verseydi, mucizeye rağmen inanmayanların sünnetullah gereği helak olması gerekirdi. Peygamberden mucize göstermesini isteyen müşriklere karşı, Allah’ın verdiği cevaplar, Rasulullah(s)’e mucize verilmediğini açıkça belirtmektedir. Şimdi Allah’ın; Peygamberimiz(sav)’e mucize vermediğini İnkâr edenlere şu ayetler ile Allah Azze ve Celle cevap veriyor: Rabbinden Muhammed’e bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir yol göstereni vardır.” (Ra’d – 7) “İnkâr edenler, “Rabbinden Muhammed’e bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: “Doğrusu, Allah, dileyeni saptırır, kendisine yöneleni doğru yola iletir.” (Ra’d – 27) “Muhammed’e, Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mi?” diyorlar. De ki: “Görünmeyen ancak Allah’a aittir, bekleyin, doğrusu, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” (Yunus – 20) “İnkârcılar: “Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Mucizeler ancak Rabbimin katındadır.

Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.” (Ankebut – 50) böyle onlarca ayet Nebi Resul Muhammet As mucize verilmediğine delil . Miraç, ayın yarılması göğsünün açılması, 10 parmağından su akıtılması vs. tamamı mucize altında konuyu sapıtmaktan başka bir şey değildir. Resul Muhammet As tek en büyük mucize Kuran ve son Nebi Resul oluşudur bundan daha büyük rütbe unvan makam olur mu? Bizde Kuranı bir bütün olarak okur anlar uygularsak bize de Kuran mucize, Resul Muhammet As tek örnek, tek önderimiz olmuş olur.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar