Mustafa Ünalan

Mustafa Ünalan

Mail: mustafaunalan@hotmail.com

Kur'an Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

İyiliği Sonsuz İkramı Bol Allah’ın Adıyla Kabir Azabı: Azabı Kabir Diye Kitabımız Kuran’da bir tane ayet yoktur.  

Kabir azabı Allah'ın adaletine ters düşer. Çünkü Kur’an'da onlarca ayet dünya hayatını ahiret hayatını anlatır fakat kabir hayatını anlatan orda ölüler ne yer ne içer hangi cezaları azapları çeker diye bir süre bir ayet duymadım anlatılmaz. Delil ZÜMER süresi 42 de ruhu anlatırken ALLAH ölen ruhları yanına aldığını anlatır ruhun kabirde kalacağını anlatmaz oysa acıyı da kederi de eziyeti de azabı da mükâfatı güzellikleri de ruh hisseder ruh cesetten çıkınca ceset ölünce hiçbir şey hmez kıyametten sonra dirilişte hesaba çekilecek ruh dur cennetteki mükafatı da cehennemdeki azabı da ruh çekecektir. Dünyada ki bu cesedimiz ne cehennemdeki azaba dayanır nede cennetteki mükâfatları bilir. Mesela cennette tuvalet ihtiyacımız olmayacaktır ahiretteki bedenlerimiz farklı olacaktır. Diğer bir konu bir düşünelim ilk yaratılan insanlar milyon yıldır cesetleri toprakta bekletiliyor birde kıyamete yakın ölenlerin bedenleri çok az toprakta olacak ilk ölen milyon yıldır azap çekmiş olacaksa diğerleri çok az bir süre kaldığı için çok az bir süremi azap çekecekler? Bu adaletli olur mu sizce?  Diğer bir  konu ölüsü yakılanlar var, suya atılanlar, var dünyanın bazı bölgelerinde ölüyü akbabalara  yedirenler var ,bunlar mezara toprağa konmuyor  ne olacak bunların azabı bunlar kabirde de değiller o zaman biz Müslümanlarda mı kabire  girmeden kimimiz cesetlerimizi donduralım; kimimiz yakalım bu bedenlerde kabir azabı görmesinler bizde böyle yapalım eğer binlerce yıl kabir azabı varda bizde çekeceksek ve  piyasada okunmuş kabir azabından koruyan kurtaran kefenler satılıyormuş bunlardan alalım azap çekmemek için kefen satıcılarından. Okunmuş kefen satanlar kabire özel ücret karşılığı Kur’an okuyanlar telkin veren kopya verenler duymasın aramızda kalsın beni topa tutarlar. Kabir azabı var kabirde hesap var kabire girenleri Münker, Nekir isimli melekler sorguya  çekiyor diyenler : Allah'a iftira ediyorlar çünkü kitabımız Kur'anda ne Münker diye ne Nekir diye bir melek var asla böyle bir melek yoktur ki hesaba çeksin. Yine bunlar birde kabir azabına delil diye Mümin süresi 46 şu ayeti delil diye anlatırlar ayet şöyle: Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" bu ayet kabir azabını anlatmaz çünkü  firavun kabri yok kabirde değil çünkü  firavun YUNUS süresinde şöyle geçer: Seni, deniz kenarında bir köseye atacağız. Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış halde, çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız. Bu ayete göre ALLAH ibret için firavunu cesedini leşini böyle yapmıştır bu arada evliyanın cesedi çürümez diyenlerin bir kere bu ayeti düşünmesini rica ediyorum cesedin toprak olması güzelmiş firavununki gibi çürümemesi çok kötü imiş cesetler çürür ve toprağa karışır toprak olur ALLAH'ın sünneti böyle. Birde sabah akşam firavunun ateşe atılması gibi kavramlar kabirde olmaz kabirde kimse güneşi görmez gündüzü de hmez gözü kapalı öldü göremez ne geceyi ayı yıldızı nede karanlığı göremez. Birde bu ölüleri ya cami mescit içine koyarak ölüden medet umarlar oysa tüm ölülere diri olanlar duaları ile belki yardım ederler; bazen de toplu mezarlığa değil herkesin kullandığı yere gömüyorlar bence buda yanlış orası herkese açık herkesin ortak malı belki haklarını helal etmezler. Tekrar firavunu anlatan ayetlere gelirsek: firavun kendi çağın da tüm erkek çocukları doğar doğmaz öldürdüğü sıralarda MUSA'yı su içinde bebekken çocukken buluyorlar öldürmüyor büyütülmesine izin veriyor hatta öz annesi de Musayı firavunun sarayında emziriyor sonra peygamber oluyor mucizeleri ile firavunu kahrediyor perişan edip saltanatını bitiriyor bu yüzden yaşarken sağ iken firavun gece gündüz bu yüzden azap çekiyor mümin 46 ayetleri bize bunu işaret ediyor anlatıyor. Birde kabirde ölüye telkin yaparlar yani ölene kopya verirler ölen kişi kabirin içindeyken aşağıda sorular sorulurmuş bizimki yukarda cevap verirmiş telkin veren kişi yani kopya veriyor nasıl olsa dünyada her işini torpille kopyayla hallediyor ya orda da kopya torpil var zannediyor. Mübarek kardeşim namaz kılan adam günde en az 4o kez Fatiha süresini okur orda da dördüncü ayete mealen Mâliki yevmiddin der hesap gününü sahibi der kabir gibi başka bir hesap günü daha olsaydı birçok hesap yeri anlamına gelen Mâliki eyyamiddiğin derdi ALLAH. Kısaca KUR’ANDA  iki hayattan bahseder biri dünya hayatı biri ahiret hayatı üçüncü bir hayat yok. Öldükten sonrada bir hesap var oda diriltildiğimizde mahşerde ahirete yani hesap gününde tüm ayetler ahiret hesabını anlatır. Bu anlamda da Peygamberimiz ilk zamanlarda kabir ziyaretini yasaklamış çok sonra müminler bilinçlenince ölümü diriyken hatırlayıp kendilerine çeki düzen versinler diye kabir ziyaretini serbest etmiştir. Yani ZÜMER 42-de ölen ruhun ALLAH'a yükseldiğini kıyamete kadar orda tutulacağını anlatır bu sürede tekrar diriltileceğimiz güne kadar belki ruh acı ızdırap çekebilir fakat kabirde değil kabre konulan bedene; cesede dışardan biz müdahale azap olunmaz mesela trafik kazasında biri ölse polisin ölünün başında trafik kurallarını ölüye okuyup anlatması bir şey ifade etmez veya kopan kolunu bacağına acı çekmesin diye bir araya toplaması  ölünün acı çekeceğini düşünmesi ikisi de yanlış. KUR'AN' RUM süresi 52-53 ve NEML süresi 80 de hem diri iken canlı iken yaşarken ölen kalbi anlatır hem de kabirdeki kalbi ölmüş ruhu çıkmış cesedin onların duymadığını anlatır .Yani sağ yaşarken KURAN'I Peygamberimizi hadislerini ve sünnetlerini işitip yaşamayanlar ölünce de işitemiyorlarmış. Çünkü  ALLAH vahyini kelamını Cebrail ile Peygamberine duyurup bildiriyor  peygamberimizde bu vahyi öğrenip yaşayıp uyguluyor sonra ümmetine anlatıyor bu ayetler peygamberimizin dudağından çıkınca bu ayetler KURAN oluyor bu anlamda bu manada Kur’an aynı zamanda hadis olmuş oluyor bu ayetleri ilk peygamberimiz uygulayıp yaşadığı yani tatbikatı sünnet olmuş oluyor. Yani peygamberimizin her hadisi KUR’AN'dandır her sünneti de yine KUR’AN'dandır. Peygamberimiz asla KUR’AN'a aykırı sözü de fiilide olmaz olamaz. Delil HAKKA süresinin şu ayetleri:44 - O, bize istinâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı der 45-te ise Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık 46'da ise Sonra da onun şah damarını keser atardık. KUR’AN'daki bu ayetlere göre peygamberimiz ALLAH'ın açıkladığı ayetleri zikri kelamı vahyi önce kendisi öğrenip uygulamış sonrada müminlere anlatmış yani yaş kuru her şey KUR'AN'da var.  Fakat bir inen ayetler var birde dünyadaki insan ve tabiat ayetleri var hava su toprak ay güneş gibi ayetlerle beraber okuyup araştırıp anlarsak hurafelerden kurtulmuş oluruz

Sevgiler ve saygılarımla.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar