Harun Atalay

Harun Atalay

Mail: atalay.ekspres@gmail.com

Siyasetin dili bu kadar çirkinleşmemişti.

Ben Rahmetli Özal’ın 1983 yılında TRT ekranlarında ilk seçim konuşmasından sonra siyaseti çok yakından takip ettim.

Annelerimiz, babalarımız ülkemizin siyasi aktörlerini çok iyi tanıyorlar.

Ülkemizin siyaset arenasında yaşananlara dair yüzlerce kitap, makale okuyup, belgesel izledim.

Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze,

Tüm kamuoyunun da söylediği gibi,

Siyaset hiç bu kadar çirkin nefret söylemleriyle gündeme gelmemişti.

Arkadaşlar bırakın demokrasiyi falan, ülkede seçim olmasın efem.

Siyasetçilerin söylemlerinden dolayı evde kardeş kardeşe yan bakar oldu.

Yazıktır günahtır, bu neyin nesidir böyle?

Biri çıkar “14 Mayıs işgal girişimi” der,

Diğeri “Bunlar kazanırsa şampanya patlatacaklar” der,

Bir başkası “Bunlar terörist” der, öbürü “Zillet” der.

Birbirlerine ağızlara alınamayacak küfür hakaretlerinin bini bir para.

İşin ilginci bu seçimde düne kadar birbirlerine salya sümük hakaret edenler aynı safta.

Düne kadar “Megri Megri” türküsünü kol kola söyleyenlerin terörist anlayışı değişti.

Başka biri Amerika’ya gitmek için dönemin başbakanından izin ister, o da “sevgi ve saygılarımızı iletin” der.

Bu nasıl bir dönüş?

Dün vatan haini diye hapislerde ölüme terk edilen şanlı ordumuzun paşaları, bugün kahraman.

Cumhurbaşkanı adayı çıkar, “Amerikalılara Atatürk Havalimanını vereceğiz, uzay üssü kuracağız” der.

Ulan ülkenin ayarlarıyla kim nasıl oynuyor?

Derdiniz nedir, inanın bu halk anlamakta güçlük çekiyor.

Hafta sonu İzmir’in bir ilçesinde bir imamın başına geleni izlediniz mi?

İzmir’in bir ilçesinde camide resmi imamlık görevini yapan şahsı, bir siyasi parti ilçe başkanı arıyor;

“Cemaati mitinge davet et bir de birkaç araçla ulaşımını sağla” diyor.

İmam kabul etmiyor ve tarihe not düşecek o muhteşem açıklamayı yapıyor;

“Ben din görevlisiyim işimi çok seviyorum ve hiçbir siyasi parti için cami cemaatimi yönlendiremem,

Bırakın herkes işini yapsın” diyor.

Canlar,

Bu ülkenin insanı, kardeşçe huzur içinde farklı düşünceleriyle birbirine saygı sevgi çerçevesinde yaşamak istiyor.

Bu ülkede sabah namazına gidenle, sabah meyhaneden çıkanlar birbirine selam vermeye başladığında, insanlar birbirinin kılık kıyafet ve inançlarına takılmadığında toplumsal barışı sağlayabiliriz.

Allah aşkına, “Hepimiz bu toprakların insanıyız” diyorsanız,

Bırakın aynı evden 5 kardeş farklı siyasi düşünceye sahip olsun ve aynı evin çatısı altında yaşamaya devam etsin.

O değil de mevcut siyasetçiler sosyalizmin insanları tek tip kalıplara soktuğunu iddia ederek,

Birçok alanda bu düşünceyle mücadele ettiklerini söyler dururlardı.

Totaliter rejime kafa kaldırma falan filan…

Oysa kendi yaptıkları siyasi söylem ve çalışmalar neyin nesidir emin olun kendileri de bilmiyor.

Öyle ki sağlam muhafazakâr çevreler bile, “Bu kadarına da pes ne oluyoruz?” diye söyleniyor.

Siyasette özlediğimiz eleştiri ve nezaket diline kavuşmak dileklerimizle…

Kalın sağlıcakla,

Hepinizi kirpiklerinizden öpüyorum.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar