Ülkemin yakın tarihinin en önemli olayı olan 15 Temmuz darbe girişimini sanırım hatırlamayan yoktur.
O gece gurbetçi kuzenlerimiz ile bir parkta fakir işi çay çekirdek yapıyorduk.
Televizyonda darbe girişimi haberleri akmaya başlayınca kuzenleri oldukları yere bırakıp,
Meslektaşlarımla bir telefon görüşmesi yapıp Aksaray Meydanı'na doğru yürüyen kalabalıkla birlikte meydana gelmiştik.
15 Temmuz 2016 sabahına kadar ülkede yaşananları takip edip mensubu olduğum gazeteye geçmiştik.
Darbe girişimi halkın iradesiyle bastırılmış, ülkecek şehirlerde meydanlarda nöbet tutmaya başlamıştık.
Tam da o sıralarda, meydanlarda ellerinde bayraklarla FETÖ terör örgütüne salya sümük söven bir tayfa oluşmaya başladı.
Bu tayfa her akşam meydana geliyor, ellerinde bayraklar, FETÖ'ye gün yüzüne çıkmamış küfürlerle sloganlar atıyorlardı.
Bu fanatik hazirunu meydana gelen halkımız ve bizler hayretler içinde izliyorduk.
Salya sümük FETÖ'ye söven bu güruhun tamamı 14 Temmuz'a kadar bu örgütün içinde, sağında solunda, her yerinde vardı.
Biz bunları hayretler içinde izlerken 20 Temmuz'dan itibaren meydanda ne kadar salya sümük FETÖ'ye hakaret eden varsa tek tek gözaltına alındı.
Birçok bürokrat görevinden uzaklaştırıldı.
Hepimizin yakından tanıdığı, FETÖ ile irtibatı olanlar zaman içinde tek tek adliye önünde kameralarımıza yansımaya başlamıştı.
Bu konuyu neden anlatıyorum?
Son günlerde sosyal medyada Tamar Tanrıyar diye bir hatun türemişti.
Salya sümük ona buna şuna, gazetecilere, iş insanlarına, siyasetçilere gayet ukala bir üslupla parmak sallıyor, tehdit ediyor, ayar veriyordu.
Önce bu hatun kişiyi biraz mercek altına aldım.
Birkaç videosunu izledim.
“Kaptan, logar bir cisim yaklaşıyor” misali dediklerinde amacı nedir, kimdir, necidir, ne istiyor diye epey bir kafa yorduktan sonra...
Rasim Ozan Kütahyalı'nın eş ikizi olduğunu anladım.
En az onun kadar boş bir tencereydi.
Canlar, bir kısım gazetecilere bilgi ve belgeler gökten vahiy ile inmez.
Bir gazeteci olarak aklınızda bulunmasını istediğim bir bilgi notu vereyim.
İyi bir maşa iseniz gazetecilere ya da sosyal medyada gazetecilik oynayanlara bilgi ve belgeler mutlaka birileri tarafından, birilerini yok etmeniz için gönderilir.
Bunun adına fillerin savaşı denir.
Gazetecilere ya da sosyal medya çığırtkanlarına gelen bilgi ve belgelerin tarafı iseniz, gazeteci geçinenler birilerinin sopası olarak işe alınmış demektir.
Bu hatun kişi Tamar Tanrıyar da seküler, iyi eğitim almış, ünlü bir gazeteci kocaya sahip, onun ekmeğini yemeye çalışan, dizi ve sinemalarda oyunculuk falan yaptığı için artistlik ile harmanlayarak birilerinin maşalığını çığırtkan olarak yapıyordu.
En son X hesabında hakkında gözaltı kararı çıkacağını öğrenmiş olsa gerek ki çok sağlam geri vites yapan bir video paylaşmış olsa da hakkında gözaltı kararının çıkmasına engel olamamış.
Yaşadığımız yarım yüzyılda gördük ve tanıklık ettik ki...
İnsan denen mahlûkat neyi örtbas etmek istiyorsa onun üzerinden söylemlerini artırırmış.
Bu hatun hedef gösterilen her kişiye bel altı vurup duruyordu, kendi hayatına bakmadan.
Birilerine maşa olurken sonunu düşünmek lazım.
Alt tarafı bir gözaltı kararı.
Belki de tutuklanmayacak olsa bile bu durum bile böylesi dilli düdüklerin belli bir müddet susmasına yardımcı olur.
Kısaca etrafınıza iyice bakın.
Kim size hangi konuda ders vermeye çalışıyorsa o kişi o dersten kalmıştır.
Uyuşturucu ile mücadele dernek başkanının uyuşturucu satarken yakalanması gibi bir örnek vereyim.
Anladınız siz.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.






















Yorum Yazın