Aksaray’ın tanıtımına büyük katkı sağlayan değerli milletvekillerimizi tebrik ediyorum.
Bir ara Aksaray, ulusal basında sıkça alkollü sürücüler ve asayiş olaylarının çokluğuyla gündemden düşmeyince,
Milletvekillerimiz başta olmak üzere siyasetçilerimiz, STK başkanlarımız, ilimizi yönetenlaer,
“Gelin bağalım gazeteciler! Bu ne hâl, ne oluyor? Ne zaman bir toplantıya gitsek tüm hazirun bize ‘Aksaray’da neler oluyor?’ diye sormaya başlıyor.
Bu durum böyle devam etmemeli.
“Başka Aksaray yok, böyle devam edemezsiniz” falan filan İnter Milan diyerek, Aksaray’ın imajının tek suçlusu gazeteleri ilan ederek,
Gazetecileri susturma operasyonu yapmışlardı.
Oysa ilimizi yönetenler ya da ilimize ziyarete gelen büyüklerimiz, nerede ne söyleyeceklerini hiç düşünmediler.
“Şimdi size tren yolu getirsek uzaya yol istersiniz” diyen de oldu,
Kendisini karşılayan haziruna, “Hayırdır treni mi bekliyorsunuz?” diyen de...
Bir diğeri canlı yayında “Emekli, ‘geçinemiyorum’ diye feryat edeceğine, pazarda limon, simit satsın” demişti.
Çok önceleri ilde su ile alakalı bir salgın varken kameralar karşısında bir başkan yardımcısı su içmişti.
Şimdiyse bir milletvekilimizin eşinin fakirlik belgesi aldığı ülke gündeminde.
Diğeri “Düştük ama kalkarız” desin ve bunlar ulusal basına yansıyınca,
“Aha yine gazeteci Aksaray’ın imajını yerle bir ediyor” desinler.
Yapılan bütün eylemlerde, söylenen bütün sözlerde kimsenin suçu yok.
Tüm suç gazetecilerde.
Tüm bu yaşananlar bir kenara, muhterem halkımız başı dara düşünce “Yetiş gazeteci!” diyor.
“Gel ey güzel halkım, bu sıkıntını sen anlat, biz yazalım” deyince ortadan kaybolan,
Hem basını seven hem de basını eleştiren yine halkımız.
Bu kadar zor bir meslek bu canım gazetecilik.
Ama Allah var,
2023 genel seçimlerinden günümüze milletvekillerimiz Aksaray’ın tanıtımına büyük katkı sağlamaya devam ediyor.
Her fırsatta gazetecilere yüklenen kıymetli hazirunumuzun da kendisini bir çek etmesi gerekiyor.
Yunus Emre ne güzel söylemiş:
“Söz ola götüre başı,
Söz ola bitire savaşı,
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz.”
Hal böyleyken gazetecileri günah keçisi bellemekten vazgeçmek,
Eski fabrika ayarlarımıza dönmek gerek.
Gazeteciler kamu adına, vatandaşın sağlıklı bilgiye erişmesi için zor şartlar altında mücadele ediyor.
Hele hele yerel basının can çekiştiği günümüzde, sosyal medya çöplüğünden arınarak gazeteciliği meslek edinmiş,
Derdi sadece gerçekleri kamuoyuna yansıtmak olan gazetecileri artık aba altından sopa göstererek hedefe koymayın.
İletişim çağının zirvesinde yaşadığımızı unutmayın.
Elinizdeki gazetecileri mesleğine küstürürseniz,
Sosyal medyada bir tripoda, bir kameraya yılların emeğini, kariyerini, servetini yalan yanlış bilgi kirliliğine kurban verebilirsiniz.
Böylesi bilgi kirliliğinin zirve yaptığı, yalan haberin yayılma hızının ışık hızıyla yarıştığı günümüzde gazetecilere sahip çıkılmalı.
Bir de belli bir kariyere, makama, maddiyata ulaşanların da kendi hayatlarını çek etmeye ihtiyacı var.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.






















Yorum Yazın